Violise Lunn, Kopenhag'da tasarım okumuş sonra kendi atölyesini açmış.. onun fantastik kolleksiyonu aslında gelinlikler ve günlük giysiler üzerine kurulu.. ama kumaşların ve sanatın o kadar içinde ki, yaptığı kağıtdan ayakkabılar ve giysiler ilk görüşte insanı içine çekiyor.. sanki masalların içinden fırlamış.. dokununca kaybolacakmış yada kırılacakmış gibi hassas ve etkileyici.. hepsi birer sanat eseri.. yakından görmek çok istedim doğrusu..
28 Haziran 2010 Pazartesi
25 Haziran 2010 Cuma
Francesca Castagnacci..
ayakkabı modasının varacağı son noktayı merak ederken, karşıma Francesca Castagnacci çıktı.. ışık oyunlarını görünce dayanamadım şöyle bir baktım..
Francesca Castagnacci; oldukça devrimci, modanın içine sanatı fazlasıyla sokan italyan aksesuar tasarımcısı.. onun son projesinde işin içine, ışık ve göz oyunları girmiş.. yaptığı şapka ve ayakkabı tasarımlarında; özel optik lifli kumaşlar kullanmaya başlamış.. kullandığı kumaş teknolojisi aslında daha teknolojik alanlarda kullanılıyormuş.. onu ayakkabıya uyarlaması, karanlıkta farklı ışık oyunlarına yol açan enteresan görüntülerin çıkmasını sağlamış..
aslında günümüzün her geçen gün gelişen tekstil teknolojisi bu optik ve led kumaşların üzerine fazlasıyla gitmeye başladı.. bu luminex kumaşları kullanan çok marka olmamasına rağmen ben yakın zamanda patlamasını bekliyorum.. tabi bence francesca'nın da bunu aksesuar boyutuna taşıması oldukça yaratıcı olmuş..
lacoste'un sanatla birleşmesi..
Porcelain POLO (detay)
büyük markaların sanatçı ve tasarımcılarla çalışmaya başlaması 2 taraf içinde bence olumlu sonuçlar doğuruyor.. bir sanatçı için daha fazla tanınma.. kendini gösterme ve sponsorluk imkanı tanırken.. marka içinde bir sorumluluk projesi ve itibar şeklinde ilerliyor..
lacoste da, belki de böyle bir sebeble, güzel bir işe imza atmış.. 2010 yaz kolleksiyonunda, çinli sanatçı Li Xiaofeng'la çalıştı.. çıkan sonuçlar, 2 taraf içinde farklı deneyimler sağlamış gözüküyor ...
Li Xiaofeng genç bir sanatçı.. aslında seramiğe geçişi çok yeni.. ama sanat alanındaki disiplini onu hiç de yeni gibi gözükmesini sağlamıyor.. ortak proje çok iyi uygulanmışa benziyor.. xiaofeng projesini yaparken, Kangxi Dönemi (1662 - 1772 AD) ve Qing Hanedanı (1644 - 1911 M.) döneminden lotus ve çocuk tasarımları ile mavi ve beyaz parçaları ana tema olarak belirlemiş.. lotus bataklıktan çıkıp büyüdüğü için saflık ve yeniden doğuş simgesi olmuş.. bebek görüntüleri ise o dönem olan büyük bebek ölümlerinden dolayı doğurganlığı simgelemek ve arttırmak için kullanılmış..
Porselen Polo'lar Paris'te 25 Haziran'da Musée des Arts et Métiers'de sergilenmeye başlanacak.. yani bugün açılış var.. yaptıklarını ''post oryantalist'' diye tanımlıyor.. çünkü geleneksel çin üniformalarını, geleneksel formlar ve renklerle; lacoste'u tekrar tasarladı.. projenin başarılı olup olmadığını yakında okuruz heralde..
çok renkli.. eğlenceli..
kai juenemann, sevdiğim bir moda fotoğrafçısı.. bu fotoğraflarda eski bir editorial çekimi.. ben çok çok sevdim.. çok renkli.. eğlenceli.. sanki çok amatörce..
dior'un yeni kolleksiyonu..
inanılmaz güzel.. rüya gibi yeni bir kolleksiyon daha..
dior'un, idolüm mücevher tasarımcısı victoire de castellane yine döktürmüş.. kolleksiyonun ismi ''bois de rose''.. dokunmak.. bakmak.. elimle hissetmek istiyorum hepsini..
belki bir çok markanın yada tasarımcının yaptığı bir form; güller.. ama castellane'nin bütün tasarımlarını bilip hayran olduğunda işte o basit güle bile bakış değişiyor..
gerçekten dior'un sayfasından milly carnivora'yı izleyin.. bir mücevherin yapım aşamasını yaşayın.. mine işleminin nasıl bir tabloya dönüştüğünü lütfen görün..
21 Haziran 2010 Pazartesi
uncommon matters..
uncommon matters, çok çok sevdiğim bir marka.. gerçekten yıllardır sektörel bir firmada; ıncık cıncık şeyleri, özellikle zamanında ihracat ayağını çizmek zorunda olunduğunda, böylesine yalın tasarımlar görmek benim zihnimi açıyor..
metalin parlaklığı ve dokusu gerçekten çok etkileyici.. tasarımların vücudun birer parçası haline gelmesi ayrıca zaten muhteşem..
en yeni kolleksiyonundan bir şeyler koymadım ama bakmalısınız diyorum.. onda porselende işin içine girdiğinde metalle gelen o beyaz ve kırılganlık beni daha da etkiledi diyebilirim..
14 Haziran 2010 Pazartesi
Julian Louie..
julian louie, 2009 yılında girdiği moda serüveninde hızlı ve emin adımlar atıyor gibi geliyor bana.. bu koyduklarım bu sene yazından.. aslında önümüzde ki kış için hazırladıkları da oldukça güzel.. ben bu kolleksiyonun renklerine bayıldım..
tasarım eğitimi ile birlikte geçmişinde bir mimari eğitimin de olması onun tasarıma bakışına aslında daha sağlam ve analitik bir noktaya getiriyor.. bu kolleksiyonunda sanki bir uçağın tepesinden gökyüzüne, dünyaya bakmak nasıl olur diye düşünmüş.. renklerin florallığı ve kumaşların kendi içindeki şeffaflık ve matlık oyunlarıyla da bunu yansıtmaya çalışmış..
kumaşların, yerinde ve dozajında kat kat kullanılması, aslında bu kadar minimal bir çizgi içinde güzel bir hareket sağlıyor..
8 Haziran 2010 Salı
anish kapoor-Bulgari ortaklığı..
dünyanın belki de en önemli heykeltraşları arasında gösterilen hint asıllı anish kapoor, bulgari ile gerçekten çok güzel bir işe imza atmış gözüküyor.. metalin o olağanüstü parlıklığı.. ışığın kırılganlığı, parmakta; minyatür bir anish kapoor imzası olarak sergileniyor..
bulgari markasını hepimiz çok iyi biliyoruz.. ama ben bu yazıda biraz anish kapoor'dan bahsetmek istiyorum..
Anish Kapoor,ailesinden gelen ( hinduizm, yahudilik, hıristiyanlık ve islam... islam, annesinin ıraklı bir yahudi olmasından dolayı kendisine yakın gelen bir düşünce tarzı, hıristiyanlık ise 1973 yılında bombay’dan ingiltere’ye taşınması ile karşılaştığı ve ilgisini çeken bir unsur.. ) kültürel özelliklerini bir potada eriterek yapıtlarına yansıtmayı başaran ender sanatçılardandır...
Paris’te Partice Alexandre'da 1980 yılında ilk kişisel sergisini açmasıyla, heykellerinde ele aldığı konuların kültürel bağlarla ilişkili ve psikolojik tabanlı olması büyük ilgi toplamış ve tüm dünyada ünlenmesini sağlamıştır...80’lerde önemli sanatçılar arasında anılmakta olan Kapoor, 1990 yılından sonra dünyada en parlak heykel sanatçısı olarak değerlendirilmeye başlanır... 1990 yılında yapılan 44. Venedik Bienali’nde Britanya’yı temsil eden tek sanatçıdır ve “Premio Duemila” ödülünü alır... 1991 yılında Turner Prize Ödülünü kazanır...
çalışmalarında Hindistan’a özgü geleneksel öğelerin bulunması batı ve doğu kültürlerinin bir sentezi ile kendi yapıtlarını ortaya çıkarmasında ilk göze çarpan noktalardır... Anish Kapoor’un ilk heykelleri basit formların renk pigmentleri ile boyanmasından ortaya çıkar... zamanla yapıtlarını çoklu bakış açısı ile ele almaya başlar ve izleyiciyi de bu yöne çekmeye çalışır... örneğin 2001 yılında ''Sky Mirror'' (Gök Ayna) işi yine büyük boyutlu olarak Nottingham Playhouse’un bahçesinde sanatseverlerin ilgisine sunulur... tamamen çelikten yapılan bu iş, 6 metre yüksekliğindedir ve çevresinden geçenleri farklı şekillerde yansıtmaktadır... böylece her adımda insan kendisi ile ilgili farklı boyutlarla karşılaşır...
daha çok çelik ve camı kullansa da her türlü malzemeyi kullandığı, yaptığı işlere bakıldığında hemen anlaşılmaktadır... çalışmaları çoğu zaman resimle heykel arasında gibidir... üç boyutlu işlerinde tipik bir heykeltıraşken, empati, mevcut olmayan şeyler ve farklılaşmalar gibi konular resim ile ilişkilendirilir...
yapıtlarında genellikle kırmızı ve mavi renkleri seçer... metalik parlaklık da yapıtlarında önemli özellikler arasında gelir... basit görünüşlü kazınmış formları, genellikle tek renkli ve parlak renkli işlerdir... Kapoor’un işlerinde ele aldığı metafizik kutuplar olarak varlık-yokluk, olmak-olmamak, yer-yersizlik gibi karşıt kavramlar en çok kullandığı konulardır... etkilendiği heykel oluşumları arasında ise karanlık ve aydınlık, doğal renkler (metal ve su gibi) formsuzluk başta gelmektedir... bu unsurlarla fiziksel ve psikolojik etkiyi ön plana çıkarmaya çalışır...
*anish kapoor'la ilgili yazı lebriz sanal dergiden derlenmiştir..
4 Haziran 2010 Cuma
3 Haziran 2010 Perşembe
sophie duran

bu proje sophie duran'a ait.. projenin ismi ''THE IMPERFECTIONIST''
plastik cerrahi, medya ve moda birlikteliği daha fazla aynaya bakmamızı sağlıyor.. bireyi benzersiz özelliklerle daha çekici hale sokmak en büyük hedef.. burada da yapılan 4 vücut takısı ile bu daha fazla vurgulanmaya çalışılıyor..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









































